Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi kitabı, yaşam ile ölüm arasındaki büyülü bir kütüphanede sonsuz alternatif hayatlarını keşfetme şansı bulan Nora’nın, pişmanlıklar ve seçimler üzerine yaptığı yolculuğu anlatıyor. Kitabı okurken zihnimde Nietzsche’nin Bengi Dönüş kavramı canlandı. Nietzsche bu kavramdan şöyle bahsediyor:
“Yaşadığın ve yaşamakta olduğun bu hayatı, yeniden ve sayısız kere daha yaşamak zorunda kalacaksın; içinde yeni hiçbir şey olmayacak. Yaşamındaki her acı, her sevinç, her bir düşünce ve her bir soluk, tarif edilemeyecek kadar küçük ya da büyük her şey, arka arkaya ve aynı sırayla, sana dönecek. Ağaçların arasından süzülen şu alacakaranlık ve şu örümcek bile, şu an ve ben kendim bile. Varoluşun sonsuz kum saati, içinde toz lekesi olan sen ile, yeniden ve yeniden baş aşağı çevrilecek!”
Özetle şunu söylüyor: “Yaşamış ve yaşamakta olduğun hayat tekrar tekrar yaşamak isteyeceğin bir hayat mı?” Nora’nın farklı ihtimaller arasında dolaşması da tam olarak bu soruyu düşündürüyor; bize de kendi yaşamımızı ve yaptığımız seçimleri yeniden gözden geçirme imkanı sunuyor.

